Pazar, 05 Eylül 2010
   
            Anasayfa    
 
ANA MENÜ
Anasayfa
İletişim
Yazarlarımız
Hukuk Kitapları
Vizyonumuz
SORGULAMALAR
Yargıtay Dosya Sorgu
TC Kimlik Numarası
Motorlu Taşıt Borçları
GOOGLE ARAMA
SİTE İÇİ ARAMA
TAKVİM
Eylül 2010 Ekim 2010
Pazar, Eylül 05, 2010
Random Picture (152.jpg)
Mo Tu We Th Fr Sa Su
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

 

 
MEMUR YARGILAMASI
SUNUŞ

Konuyu, 4483 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra inceleyen 2000 tarihli çalışmamın üzerinden seneler geçti. Yasanın ilk yorumlanması faaliyetlerinden olan bu çalışmadan sonra Yargıtay'ın ve Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay'ın içtihatları da konuya açıklık getirdi. Önemli sayıda yazar uygulamayı ve Yasayı yorumlamaya çalıştı. Biz, bütün bu oluşumları gözeterek açıklama ve yorumlama faaliyetine yeni bir boyut getirmeye çalıştık. Yorumlarımızın, diğer çalışmalara nazaran hukuki yönden daha yoğunluklu olduğunu söyleyebiliriz. İddia edebiliriz ki, soruşturma aşamasından sonra gelen "kovuşturma" aşamasına ilişkin konu ve problemlere de önemli ölçüde eğildik. Böylece özellikle, hakim ve savcı meslektaşlarımızın sorunlarına çözümler getirmiş olduk

Ceza Muhakemesi Kanunu 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmekle 4483 sayılı Yasa bakımından da bazı hükümlerin etkilenmesi gündeme geldi. Zira gerektiğinde CMK. hükümleri uygulanmak durumundadır.

Yine doğrudan olmasa da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu da 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla uygulanacak hükümler üzerinde farklar meydana getirdi. Böylece yeniden düzenlenen suçların unsurları bakımından oluşacak farklılıklar soruşturma izni verilip verilmemesini etkiler hale geldi.

Yasada daha sonra çeşitli değişiklikler meydana gelmiş ve önceki uygulamaların kısmen değişmesi gerekmiştir.

Bu arada ilgili kanunlarda da değişiklikler yapıldığı için yasayı yeni durumlara göre güncellemek gereksinimi doğdu. Anılan değişikliklerin uygulamayı etkilememesi mümkün değildi. Bu nedenlerle konu yeniden değişen mevzuat ve değişmesi gereken, değişen uygulamayı ele alıp irdelemek suretiyle yeniden ele alınıp incelendi.

Denilebilir ki 4483 sayılı Kanun 2006 yılı sonu itibariyle yeniden ele alınıp incelenmiş ve uygulama son durumu itibariyle belirlenmeye çalışılmıştır. Danıştay ve Yargıtay uygulamalarını yansıtan çok sayıda yeni karara yer verilmiştir. Danıştay kararları arasında 2547 sayılı Yasa'nın (Y.Ö.K.) benzer sistemine göre verilen çok sayıda karar bulunmaktadır. Anılan Kanun açıklanmamış ise de takdirlerde benzerlik olduğu için söz konusu kararların yararlı olacakları düşünülmüştür.

4/ARALIK/1999 tarihinde yürürlüğe giren ve "Memurin Muhakematı hakkında Kanunu Muvakkat" isimli yasayı yürürlükten kaldıran 4483 sayılı yasa ile bir reform yapıldığını söylemek mümkün olmasa da, oldukça önemli bir adım atıldığı kabul edilmelidir.

Getirilen düzenleme ile idare, soruşturma aşamasından büyük ölçüde uzaklaştırılmıştır. Bunun yeterli olmadığı bilinmektedir. Ancak; Anayasanın 129. maddesi mevcut şekliyle yürürlükte bulunduğu sürece bu düzenlemeden çok daha iyisini yapmak olanağından kolayca söz edilemez.

Kitapta açıkladığımız üzere, idareyi tümüyle hazırlık soruşturmasının dışında tutmak ve tamamlanan soruşturma evrakının (kovuşturma=kamu davasını iddianame veya benzeri belge ile açma) izni almak üzere idareye göndermek şeklindeki düzenleme, Anayasamızın 129. maddesi hükmüne göre mümkündü. Bu durumda idarenin herhangi bir soruşturma işlemi yapması söz konusu olmayacaktı. Savcılıklarca hazırlanan evrak kovuşturma izni verilip verilmemesi açısından idareye gönderilecek, böylece ileri sürülen bazı sakınca ihtimallerinin önlenmesi sağlanacaktı. Zira MMHK. na karşı yapıldığı gibi, bu yasa ile getirilen sisteme karşı yöneltilebilecek eleştirilerden biri de, yasanın verdiği yetkilerin bazen memuru baskı altına almak bazen da korumak amacıyla idarece kullanılacağı iddiasıdır.

Sorun, Anayasanın 129. maddesinden kaynaklanıyor. Bu madde değiştirilmedikçe yapılacak aynı iyi düzenleme, yukarda sözünü ettiğimiz düzenleme gibi olabilecektir. Bizim gibi düşünen, yasadaki sistemi ve düzenlemeleri yargı birliğine, yargısal inanç ve güvencelere, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerine aykırı görenlerin, olmasını istedikleri düzenleme, Anayasanın 129. maddesi var oldukça gerçekleşemez görünmektedir.

Yasanın, yasayı ilk defa uygulayacak olanların karşısına çıkardığı ve çıkaracağı sorunların çözümüne yardımcı olmak için yapılan bu çalışma çok önceden başlatıldı. Yasanın sistemini açıklamak, yorumlamak ve eleştirmek hususunda düşünceler üretildi.

Yasa tasarıları üzerinde hem komisyonlarda hem de mecliste düzeltici, tamamlayıcı ve geliştirici düzeltmeler yapıldı. Bütün bu faaliyetler sonunda yasa mevcut şekliyle yürürlüğe girdi. Bizce aynı önemli değişiklik, TBMM. Genel Kurulu'nda görüşülürken Ceza Muhakemeleri Kanunundaki hükümlerin gerektiğinde uygulanacağına dair değişikliktir. (Madde 6)

Her şeye rağmen yasayı yorumlayacak, aynı uygulama kabiliyeti kazandıracak olanlar, uygulamayı başlatacak idari merciler ve C. Savcıları yanında bölge idare mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay olacaklardır. İdarenin izin verme ya da vermeme hususundaki değerlendirmeleri yanında, bunları kanun yolu denetiminde ele alacak olan yargı mercilerinin görüşleri de yasaya, sisteme işlerlik ve canlılık kazandırmaktadır.

Konu ile ilgili değerlendirmeler için gerekli ve yararlı olacağına inandığım mevzuatın aynı önemlilerini de ayrı bir bölüm olarak kitabın sonuna yerleştirmeyi uygun gördüm. Zira, memur ve memurlukla ilgili kavramları, hukuki statüleri, ilişkileri değerlendirirken yasaların getirdiği kurallarla hükümleri gözetmek kaçınılmaz olacaktır.

Bu düşünce ile Devlet Memurları Kanunu;; 2577 sayılı idari yargılama usulü kanunu;, 3628 sayılı kanun; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu metinleri kitabın ikinci bölümüne yerleştirildi.

Kitabımızın önceki basımında, 4483 sayılı yasa’nın geçici madde’siyle MMHK. nun, o kanuna göre işlem başlatılmış soruşturmalarda ve davalarda gözetileceği hükmü karşısında ilk bölümün sonuna açıklamalı bir memurin muhakematı hakkında Kanun eklenmiş adı. Aradan oldukça uzun bir zaman geçtiği ve artık o durumdaki soruşturmaların söz konusu olamayacağı düşünülerek eski kanun ve uygulamasına bu basıda yer verilmemiştir.

Yine tebligat sorunlarıyla çokça karşılaşılacak uygulamada bu sorunların çözümü için gerekli gördüğümüz 7201 sayılı Tebligat Yasası’ da bu bölümün sonunda yer aldı.

Yasa ile ilgilenenlere, uygulayanlara ve tüm hukukçu meslektaşlarıma kolaylıklar sağlayacağı ümit ve beklentisiyle, derin saygılarımla değerlendirmelerine sunuyorum.

ANKARA /Ekim-2006
İsmail MALKOÇ
Yargıtay Onursal Üyesi
 
© 2010 Malkoç Kitabevi
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.
Concept design by MediaMente.biz